MUSTAFA ÖZTÜRK

Sorularınız İçin

Sosyal politikalarımız var mıdır? Okur Köşesi

e-Posta Yazdır PDF
AddThis Social Bookmark Button

Dünya milletleri hazırladıkları, kısa, orta ve uzun vadeli sosyal politikaları ile kendi vatandaşları arasında dengesizliği ortadan kaldıran çalışmalar yapıyor, uyguluyor.

Çünkü; toplumsal barışın ancak, bu yolla elde edilebileceğini görüyor. Bu da Özgüvenin geliştirilmesi ile mümkündür. Ama özgüven, kendine güven değildir.  

Yani değerli olmak, değer verilmek, değerli olduğunu hissetmek… 

Freud diyor ki, dünyada insana en çok haz veren şey, sex değil, “değer” vermektir.  

Değer vermek, sen değerlisin sözünden çok daha anlamlıdır. Sen Değerlisin demek yerine, bireye değerli olduğunu hissettirmek, doğru olan yaklaşımdır. 

Özgüven; kendi sınırlı düşüncelerimizi değiştirme gücümüz, kendimizi sevebilme ve değerli bulmamız ile doğru orantılıdır.

Kendine güven; Bireyin kendi yeteneğine, beceri ve yetilerine güven beslemesi durumudur. Sahip olduğu güç, statü ve yeteneği ile doğru orantılıdır. 

Öz güven; kendine güven değildir...  

Özgüvenin; mükemmel olmakla ilgisi yoktur; hatalardan uzak durmakla da ilgili değildir.   

Özgüven; sizin kayıtsız, koşulsuz ve yaptığınız hatalardan bağımsız olarak, kendinizi doğuştan değerli bir varlık kabul etmenizden kaynaklanır. 

Kendimizin değerli olduğunu, çocukluğumuz ve gençliğimizde, Annemiz, babamız ve yakın çevremizin yaklaşımı sağlar. Yetişme ortamımız ve bu ortamdaki yaklaşım biçimi ne kadar “değerli” olduğumuzu bize hissettirir. Buda özgüvenimizi olgunlaştırır, sosyal ilişkimizi kuvvetlendirir. Bu da, Toplum içinde saygın bireyler olarak yer almamızı sağlar. 

Bu giriş bilgilerinden sonra, gelin, Ülkemizin dezavantajlı gruplarından engellilerin durumuna bir bakalım.  

Doğduğu günden itibaren, önce diğer kardeşleri ile arasında farklı muamele gören, ötekileştirilen, değersiz olduğu, hatta, aile için nasıl bir yük/kambur olduğu hissettirilen engelli, büyüdükçe; mahallede, sokakta, okulda, iş yerinde hep bu anlayışla yaşamak zorunda bırakılmıştır.  

Sokaklardaki erişebilirlik ve ulaşılabilirlik de ki sorunlar yüzünden, evinde yaşamak zorunda bırakılmıştır. 

Yaşadığı ev, yaşadığı beldedeki ortak kullanım alanlarındaki fiziksel sorunlar yüzünden, okuyamayan, istihdam edilemeyen dilenci engelliler durumuna düşürülmüşlerdir. 
 
Engellilerin hayatlarını kolaylaştırmak için, Çıkarılan yasalar yetmez. Bunların uygulanıyor ve denetlenebiliyor olması lazım. Bunun yanında engellilerin yüreğine de dokunmak lazım.  

Çünkü; Dokunmak, engelliye “değerli “ olduğunu hissettirmektir. 

Sosyal politikalarla, engelliler için yaşanabilir, bir hayat sunmak, ortak kullanım alanlarındaki fiziksel düzenlemelerle, engelliye “değerli” olduğunu hissettirmek önemlidir. 

İçinde bulunduğumuz ay, Engelliler Haftasının kutlandığı bir ay. Allah aşkına bir bakın ve vicdanınıza sorun, hayatın hangi alanında engelliler var. 

-Ülkemizde, çıkarılan devrim sayılır yasalar var. Bu yasalara rağmen bürokratlar, toplumda engelli bilinci oluşturmak adına ne yapıyorlar? 

-Şehirlerde, engellilerinde insan gibi yaşaması için, fiziksel düzenlemelerin yapılması için, yerel yönetimlerle hangi işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. 

-Gerek 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Engelliler yasası. Gerekse 5378 sayılı BM Engelli Haklarına dair sözleşmenin amir hükümlerine rağmen, hangi fiziksel düzenlemeler yapılmıştır. 

-Özgüveni eksik, mesleki yeterliliği olmayan, göreve geldiği günden bu zamana, başarısız yöneticiliği ile kendine güveninin olmadığıda anlaşılan Yaşlı ve Engelli Hizmetleri Genel Müdürü, neden hala koltuğa yapışmış bir vaziyette bekler. Ne iş yapar? Engellilerin yüreğine ne zaman dokunacak? 

-Sokaklara, kaldırımlara, okullara, hastanelere, alışveriş merkezlerine, toplu taşıma araçlarına

Bir bakın lütfen! Siz engelli olsaydınız, gerçekten ne düşünürdünüz? 

Eski TRT Genel Müdürünün danışmanı, Yaşlı ve Engelli Hizmetleri Genel müdürünün vicdanı rahat mı? Kanun yapıcı hükümetimiz, özelde sayın Aile ve sosyal Politikalar Bakanımız gerçekten bu sokaklarda dolaşırken, hiç engelliler aklına geliyor mu? İlgililere hesap sormayı düşünmüyor mu? 

Başbakanın yanında boy gösterirken, kaldırımları görmüyor mu? Sokaklarda hiç engelli yok, bunun nedenini fark etmiyor mu? 

Sayın Bakanım!.. Engellilerin toplumla bütünleşme sorunları var. Bu sorunların başında da, değersiz olduğunu hissettirecek, fiziksel engeller geliyor.  

Çıkarılan yasalara, ve samimiyetinizin heba olmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız. 

Mevlana diyor ki “sana yapılmasını istemediğin bir şeyi, başkasına yapma” yukarıda sıraladığımız yerlerde her gün dolaşıyorsunuz, siz engelli olsaydınız, size reva görülen bu fiziksel engelli yerlerde dolaşabilir miydiniz? 

Hayatımızdaki kalın duvarlar, engellilerle birlikte yaşamamızı engelliyor. Hala görmüyor musunuz? 

Selam ile..

SİTE İÇİ ARAMA..